Caner o gün anladı ki; araştırma yöntemleri sadece teknik kurallar bütünü değil, dünyayı anlamlandırmak için kullanılan birer gözlüktü.
Masanın başına oturduğunda, sanki bir dedektif gibi planını yapmaya başladı. Caner o gün anladı ki; araştırma yöntemleri sadece
İlk durağı ve Epistemoloji raflarıydı. "Gerçeklik nedir ve ben onu nasıl bilebilirim?" diye sordu kendine. Eğer gerçekliğin nesnel olduğunu düşünüyorsa bir Pozitivist gibi davranıp anketler dağıtacaktı. Ancak o, insanların iç dünyasındaki derin anlamları merak ediyordu; bu yüzden rotasını Yorumlamacı (İnterpretivist) yaklaşıma kırdı. "Gerçeklik nedir ve ben onu nasıl bilebilirim
Veriler yığılmıştı. Eve döndüğünde hepsini tek tek yazıya döktü (Transkripsiyon). Satırları okurken benzer ifadeleri işaretledi ve yapmaya başladı. "Yalnızlık", "Güven Kaybı" ve "Hız" gibi temalar ortaya çıktı. Bu, onun için bir yapbozu tamamlamak gibiydi. Veriler yığılmıştı
Sonunda raporunu yazarken, araştırmasının her aşamasında sadık kaldığını, katılımcıların isimlerini gizli tuttuğunu (Anonimlik) belirtti. Bulgularını paylaştığında, sadece bir ödevi bitirmiş olmadı; bir toplumun sessiz çığlığını bilimsel bir dille tercüme etmiş oldu.